Sık Sorulan Sorular

BİOENERJİ NEDİR?


BİOENERJİ “ Evrensel Yaşam Enerjisi” demektir. Enerji kelimesi, Grekçe energia yani “hareketli kuvvet” anlamına gelen kelimeden gelmiştir. Enerji sonuçları görülebilen ancak kendisi görülmeyen bir kavramdır.

Kuantum alan sınırsız enerjinin barındığı sınırsız olasılığı kapsayan bir alandır. Bilim adamları henüz bu alanı hesaplayacak verileri elde edemediler.

Evrende her şey enerjidir, insan da, madde de hatta duygular ve düşünceler de öz olarak enerjiden ibarettir.

Evrenin her bir noktası saf enerjiden oluşmuştur. Geçmişe baktığımızda bioenerjinin varlığı çok eski çağlardan beri bilinen kadim bilgilerdendir. Birçok eski uygarlık bunu keşfetmiş ve kendi dillerince isimler vermişlerdir.

Japonlar Evrensel Enerjiye “Ki” derken,  

Çinliler “Chi”,

Hintliler “Prana”,

Müslümanlar “Baraka”,  

Yahudiler “ Ruah”,

Kızılderililer “Nayetoneyah” ,

 Hawai kültürü “ Mana”,

Eski Mısır Medeniyeti “ Ka”

ve Eski Yunan Medeniyeti ise “Pneuma” adı vermişlerdir.

 Bütün bu medeniyetler ve daha fazlasının, evrenin bu sınırsız enerjisini şifa amacıyla kullandığı birçok kaynakta yer almaktadır. Günümüzde hala birçok kültürde kullanmaya devam etmektedirler.

Kaldı ki modern tıp 60 bin yıllık insanlık tarihinde henüz 300 yıllık bir geçmişi olan bir bilim.  Ondan öncesinde insanlar nasıl iyileşiyorlardı sorusunun cevabı da işte burada bulunuyor. Yani insanlık tarihi boyunca beklide bilinen bir yöntemdi..

Ama şu bir gerçek ki bedenimiz, bu sınırsız enerji ile tüm hareketliliğini sağlıyor. Yani kolumuzu, bacağımızı, adımlarımızı, kısacası yer çekimine karşı oluşan tüm eylemlerimiz bu enerji sayesinde gerçekleşmektedir.

BİOENERJİ SAĞLIĞA NASIL FAYDA EDER


Bioenerji, evrensel enerjinin ruhsal ve fiziksel sağlığın desteklenmesi amacıyla etkin bir şekilde kullanılması tekniğidir.

Bioenerji uygulaması, yüksek konsantrasyon ve düşünce gücü ile yoğunlaştırılmış enerjiyi bir başka bedene, eller vasıtasıyla, bedene temas etmeden ve mesafe gözetmeksizin transfer edilmesi yöntemidir.

Yani eller bedene 20 -30 cm mesafede olacak şekilde, enerjinin o bölgeye akışını sağlayarak gerçekleştirilir.  Bu enerji transferi ile diğer bedene bir frekans ulaşır.

Diğer bedenin çarka adı verilen enerji merkezleri kanalıyla bu enerjiyi kabul edişiyle süreç başlamış olur.

 

 

Peki bu süreç başladığında ne olur?

Yani bioenerji ile şifalanma nasıl gerçekleşir?

Enerji ile sağlığın ne gibi bağlantısı olur?      

Soruları ,  bir çok insanın merak ettiği bir konudur. Özetle bahsedeyim...

    Enerji bedenimizde bulunduğunu varsaydığımız çakralar, konum olarak endokrin sisteminin bulunduğu bölgelere denk gelmektedir. Endokrin sistem iç salgı bezlerinin oluşturduğu bir sistemdir. İç salgı bezleri hormon sentez ve salgısı yapan organlardır.

Hormonlar vücudumuzdaki değişik aktiviteleri kontrol eder. İnsan vücudunda, büyüme, gelişme, üreme ve farklı stres türlerine karşı uyum sağlamak gibi pek çok işlev sinir sistemi ve hormonlar sayesinde gerçekleşir. Sinir sistemini kablolu haberleşme sistemi olarak, hormonları da kablosuz haberleşme sistemi olarak düşünebiliriz.

Hormonları mesaj taşıyan moleküller olarak düşünebiliriz. Salgı bezleri vücudun farklı yerlerinde bulunur. Ancak fonksiyonel bir bütünlüğe sahiptir ve sinir sistemi ile yakın ilişki içinde olup koordineli bir biçimde çalışır. Yani sağlık üzerinde önemli bir konuma sahiptirler.

Çeşitli sebeplerden dolayı bu çakralar üzerinde oluşan blokajlar, endokrin sistemini enerjisel olarak olumsuz etkilemektedir.

Bu blokajlardan dolayı endokrin sistemi optimum enerji seviyesinde çalışma şansı bulamadığından, görevini tam olarak yerine getiremez. Bu sebepten, kişi ruhsal ve fiziksel sağlık sorunları yaşayabilmektedir.

Bioenerji uygulayıcısı bu çarka merkezlerine enerji transferi gerçekleştirerek çakralardaki blokajların kalkmasını sağlar.

 Blokajların kalkmasıyla, çakralar vasıtasıyla endokrin sistemi optimum seviyede enerjiye ulaşarak görevini eksiksiz yerine getirmeye başlar. Böylelikle kesintisiz iletişim sağlanan hücreler vücudun kendi kendini iyileştirme kabiliyetini harekete geçirerek tedavi sürecinin hızlanmasını ve dolayısıyla kısalmasını sağlar.

UZAKTAN BİOENERJİ UYGULAMASI NASIL YAPILIR?


“Bilim, fiziksel olmayan fenomenleri incelemeye başladığı gün, on yıl içinde, varlığının önceki tüm yüzyıllarında olduğundan daha fazla ilerleme kaydedecektir. Evrenin gerçek doğasını anlamak için onu enerji, frekans ve titreşim terimleriyle düşünmek gerekir.” (Nikola Tesla, 1856–1943).

Uzaktan şifa (UŞ) teknikleri, uzaktaki başka bir kişinin sağlığını veya iyiliğini iyileştirmeye adanmış bilinçli niyet, dilek veya odaklanma eylemleri olarak tanımlanır. Binlerce yıldır tanımlanan ve farklı isimlerle anılan bu tür sağlık amaçlı yaklaşımlar, kayıtlı tarih boyunca neredeyse tüm kültürlerde mevcut olan, belki de en eski atalardan kalma tedavi edici uygulamalardır. Örnekler arasında Bioenerji, reiki gibi teknikler; eski şaman geleneklerinden modern uygar gelişmelere; laik tasavvurlardan din kökenli ritüellere; tanıdık girişimlerden profesyonel danışmanlığa kadar.

Belki de en yaygın olarak kullanılan uzaktan enerji müdahalesi şefaat duasıdır. Bu, sağlık ve esenlik için başkaları adına dileklerle karakterize edilen bir dua şeklidir. Şefaat duası, birçok din ve felsefe tarafından savunulmakta ve özel bir ihtiyacı olan biri adına, hastalıkları hafifletmeyi ve sağlığı geliştirmeyi amaçlayan bir çabayı içermektedir. Özellikle tek tanrılı geleneklerde dua, insan ile Tanrı (veya elçileri) arasında bir diyalogdur. Ancak burada kullanılan "dua" terimi, ana Batı dinlerinde kullanılandan daha geniştir. Burada ilahi güce başvurarak gerçekliği arzu edilen bir sonuca ulaştırmak için yoğun zihinsel çaba anlamına gelir. Bazen bu eylem, uzaktan şefaat duası denilebileceği zaman hedef lehdardan uzakta yapılır.

"Uzak" kelimesi, binlerce kilometrelik bir uzaklık bile şifanın veya duanın faydalı etkilerini sınırlamıyor gibi görünmektedir. Açıkçası, böyle bir durum plasebo etkisini hariç tutar. Uzaktan şifa, sıradan gerçeklik anlayışımızla ve Newton bilimi tarafından tanımlanan yasalarla çelişiyor gibi görünüyor. Gözlemler, bilinen neden-sonuç yasalarıyla sınırlı olmayan, sıradan duyu algısının ötesine geçen bir fenomen olan canlı varlıklar arasında ince bir bağlantının varlığına işaret ediyor.

Uzak enerjiyi inceleyen birçok araştırmacı, çift körleme prosedürleri ve kontrol grubu (duaya karşı dua etmeme) dahil olmak üzere psikolojik değişkenlerin veya plasebo etkilerinin olası etkisini ortadan kaldırmak için tasarlanmış metodolojileri kullandı. Bu koşullar altında, bir kişinin niyetlerinin, başka bir kişinin zihinsel ve bedensel işlevlerini, fizyolojik, psikolojik ve/veya davranışsal durumuyla etkileşime girerek uzaktan etkileyebileceğine dair belgeler bulunmaktadır.

İnsan niyetinin canlı sistemler üzerindeki uzaktan müdahalesi, hücre bölünmesi (DNA sentezini yansıtır), hücre farklılaşması, mutajenez ve apoptoz gibi gen işlevleri üzerinde belgelenmiştir. Zihnin niyetliliğinin önemli etkileri, tohumların çimlenmesinde rastgele kontrollü denemeler yoluyla gösterilmiştir ve bitkilerin büyümesi de ve ayrıca hücreler, bakteriler, mayalar gibi basit yaşam formları üzerinde tanımlanmıştır.

Çalı bebekleri üzerinde yapılan deneysel bir çalışmada, kronik kendine zarar verme davranışı olan primatlarda uzaktan bioenerji çalışmalarının yara iyileşmesi üzerindeki etkilerini inceledi. Tüm hayvanlar L-triptofan diyeti ile tedavi edildi ve bazıları ayrıca uzaktan bioenerji aldı (4 hafta boyunca günlük). Bioenerji grubu hayvanları, standart gruptan önemli farklılıklar gösterdi:

(a) yara boyutunda daha fazla azalma;

(b) yara iyileşmesi ile bağlantılı daha iyi fizyolojik parametreler: kırmızı kan hücreleri, hemoglobin, hematokrit, ortalama korpüsküler hemoglobin ve korpüsküler hacim;

(c) yara iyileşmesi ile ilişkili daha iyi davranış parametreleri: yara tımar etme ve tam tımarlama davranışlarında azalma.

İnsanlarda, telesomatik etkileşimler olarak bilinen kişilerarası aktarımlarda çeşitli fizyolojik etkiler modüle edilebilir : bunlar, hedeflenen bir kişide başka birinin zihinsel süreçleri tarafından tetiklenen fizyolojik değişikliklerden oluşur. Etkiler, özellikle hem merkezi hem de periferik sinir sisteminde tespit edilir. Beyin üzerinde yapılan birçok çalışma, bir “A” deneğinin durumunun (gönderme niyeti veya uyarılma) elektroensefalogram veya izole edilmiş ve uzaktaki bir süje olan “B”nin fonksiyonel manyetik rezonans aktivitesi üzerinde değişiklikler ürettiğini göstermiştir. Otonom sinir sistemi üzerinde, küçük ama önemli bir etki boyutunda, başka bir deneğin elektrodermal aktivitesi üzerinde uzak niyetlerin gözlemlenen bir etkisi vardır. Bu fizyolojik modülasyonların yanı sıra, belirli bir görev sırasında uzak bir kişinin zihin odağı üzerinde iyi niyetli niyetlerin etkisi gibi performans yeteneklerinde belgelenmiş olumlu bir etki de vardır.

Kuantum mekaniğinde, yerel olmama terimi, uzaysal olarak ayrılmış parçacıkların etkilerini tanımlar. Yerel olmayan belirli bir yerle sınırlandırılmamış olma durumudur. Modern fizikte, bir kez temas halinde olan varlıkların, uzamsal ayrımın derecesine bakılmaksızın, anında ve aynı derecede ilişkili davranışlar gösterdiği bir özelliktir. Dolaşıklık, bir parçacığın durumu diğerinin durumunu etkilerken, ayrılmış parçacıkların hala bağlı kalabildiği kavramdır. Benzetme yoluyla, "biyolojik yerel olmama" terimi, mekansal olarak ayrılmış canlı varlıklar arasındaki korelasyonlara atıfta bulunacaktır. Aslında, telesomatik etkileşimler, kuantum mekansızlık özelliklerine sahip olmak anlamına gelir: dolayımsızdırlar (bilinen herhangi bir kuvvet, enerji veya sinyal formu tarafından yayılmazlar); hafifletilmemiş (uzaysal ayrımın artmasıyla etkinin gücü azalmaz); ve anında (korelasyonlar zaman gecikmesi olmadan gerçekleşir).
Bu yönde bir yaklaşım, boşluk bağlantısına bağlı kortikal dendritlere gömülü mikrotübül ağlarında kuantum hesaplamaları önermektedir. Bu teoriye göre, bilinç, beyin nöronları içindeki mikrotübüllerdeki biyolojik olarak düzenlenmiş tutarlı kuantum süreçlerine bağlıdır ve bu kuantum süreçleri, nöronal sinaptik ve zar aktivitesi ile ilişkilidir ve bunları düzenler. Bu teori, beynin biyomoleküler süreçleri ile evrenin temel yapısı arasında bir bağlantı olduğunu öne sürüyor.
Zihin, beyinler ve bedenler gibi uzaydaki belirli noktalarla sınırlandırılmamış olarak yerel olmayan bir tarzda çalışabilir. Böylece, alışılmış uzay ve zaman kısıtlamalarını aşan yollarla, sıradan duyuları kullanmadan bilgi alabilirdik. Enerji alışverişi yerine, bilinçaltı bir şekilde biyolojik açıdan ilgi çekici bir bilgi alışverişi olabilir. Mevcut bağlamda bilgi, bilincin veya çevresinin algılama ve tepki verme yeteneğine sahip olduğu herhangi bir uyaran dizisi anlamına gelir. Bir bilgi aktarımı biçimi, bir yararlanıcıda bir senkronizasyon etkisinin indüklenmesi olan rezonansa bağlıdır. Uygulayıcı tarafından aktarılan bilgi içeriğinin yararlanıcıda bir rezonans fenomeni oluşturabileceği tahmin edilmektedir. İyileşme potansiyelinin yayılmaması da mümkündür. Belki de uygulayıcıdan yararlanıcıya giden tek unsur saf niyettir. İyileşme potansiyeli, yararlanıcıda zaten mevcut olabilir ve ancak o zaman uyanır.

Hümanist sağlık

Paradoksal olarak, modern tıp, ciddi hastalıkları küçük fonksiyonel sapmalardan daha fazla anlar. Mevcut geleneksel model, mekanik (maddi) sorunları en iyi şekilde açıklar, ancak işlevsel bozuklukları (aslında tıbbi randevuların çoğuyla ilgili olan) açıklamak için boşluklara sahiptir. İnsanı bir bilgisayar olarak hayal edersek, mevcut biyomedikal model donanımla daha iyi ilgilenir, oysa yazılımı düzeltmek için çok az kaynağı vardır. İdeal sağlık bütünleşmiş bir durumdan kaynaklandığından, somatik patoloji çoğu durumda ince dengesizliklerden kaynaklanır. Uzaktan Bioenerji teknikleri, hastanın patojenik maruziyetlere veya tehditlere dayanmasını sağlamak için kaynaklarını güçlendirmeye veya güçlendirmeye hizmet edebilir, böylece hastalığa duyarlılığı iyileştirebilir ve/veya iyileşmeyi kolaylaştırabilir, hafif bir patolojik sapmayı düzeltmek ve dengeyi ve sağlığı yeniden sağlamak için. Uzaktan Bioenerji, geleneksel tıp tarafından yapılan hastalık sürecinin tedavisini tamamlayarak kişinin doğuştan gelen salutojenik kaynaklarını güçlendirebilir...   Kaynak: Uzaktan Şifa Teknikleri ve Uzaktan Şefaat Duası-Marcelo Saad ve Roberta de Medeiros

         12 Yıllık deneyimlerime dayanarak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki yakın çalışmalar ile uzak mesafe çalışmalar arasın zerre kadar fark olmadığıdır. Tüm çalışmalar zihne dayalı yüksek konsantrasyon isteyen ve ilahi kaynağa kuvvetli bir bağlantı ile gerçekleştiğinden, fiziksel bir yakınlığa gerek yoktur. Enerji çalışmaları Allah'ın izniyle oluşturulan niyet ve dualar ile en yüksek merci yaratıcı kaynağından şifa dilenir. Yüce kaynak için herhangi bir zaman, mekan söz konusu değildir. 

UZAKTAN ÇALIŞMALARIMA BİR KAÇ GERİ DÖNÜŞ ÖRNEĞİ AŞAĞIDADIR.